Bögürtlen Kısı

Sarah Jio… Kitapçıda gördüğüm muhteşem kapakları olan kitapların yazarı… Kitaplar hikayeden önce kapağıyla insanın içine işliyor.

Yazar Hilary Kole‘ın bir şarkısından esinlenerek kitabına isim verip hikayeyi oluşturmuş.

Yavaş yavaş kitaba gelecek olursak hikaye geçmişle gelecek arasında iki farklı karakterin hayatını anlatıyor aslında.. Vera Ray, Claire Aldrigde..Hikayenin kurgusu o kadar güzel ki iki kadının hayatını tek bir kişiye bağlamış.. Daniel

Başarılı bir gazeteci olan Claire bebeğinin ölmesinden hep kendini suçlamıştır. Eşine aşık olmasına rağmen aralarındaki soğukluk gitgide büyümektedir. Bir gün mayıs ayında  Seattle’da kar yağmaya başlar.  Beklenmedik bir olay.. gazetedeki patronu Frank bu olaydan bir hikaye çıkarmak istemektedir.

 

“Fırtına” diye devam etti Frank. “Ona böğürtlen kışı diyorlar. Meteorologlar, mevsim sonu görülen ani soğukları böyle adlandırıyor.İlginç değil mi?”

Claire araştırmaları sonucu 1933 yılında yine bir böğürtlen kışında oğlu kaybolan bir kadınla karşılaşır. Yakın zamanda bebeğini kaybeden bir anne için karşılaştığı olay hem merak uyandıran, hemde sonunu kesinlikle bilmesi gereken bir olaydı. Ve araştırmaya başladı…

Vera .. vera.. nasıl anlatmalı bilemiyorum. Aşkında gururun tarafını seçse de yine de sevdiği adama sadık, çalışkan, oğlunu çok seven ve oğlunu bulmak için her şeyi yapan bir anne Delicesine aşık olduğu adamdan dünyaya getirdiği Daniel. Onun her şeyi… Zorluklarla hayatını idare ettirse de çocuğu yanında olduğu sürece her şeye göğüs geren bir anne… Zor çalışma sartlarında oğlunu sadece 1 geceliğine tek başına bırakıyor.. geçmek bilmeyen zaman işten çıkma vaktine geldiğinde ayrılıyor vera işten.. Eve döndüğünde sadece açık bir kapı, soğuk bir oda, yatırdığı battaniyesi ve karlar içindeki oyuncak ayısı max alıyor elinde…

Bu günde öyle değil mi? Dünyanın her yerinde herkes aynı değil mi? İşini doğru yapmayan insanlar sayesinde bu haldeyiz! Çoğu kimse yapması gerekeni doğru düzgün yapmadığı için bu halde değil miyiz. Bu tanımın içine bazen ben bazen sen bazen bir başkası.. Dünyanın böyle olmasının sebebi…. Burada da işgüzar polis memuru 3 yaşında çocugun evden kaçtığına kanaat getiriyor. Raporlara böyle işliyor.

Yıllar sonra arşivde arama yapan Claire Daniel Ray’ın dosyasını S dizininde bulduğunda çok seviniyor.

Claire tüm bu araştırmalarının yanında  bebeğini kaybetmiş bir anne.. Yakın zamanda çok sevdiği eşini de kaybedeceğini düşünüyor.

Ona sarılsam ne olur? O bir zamanlar yaptığı gibi kollarına alır mıydı?

Affetmek.. Başkalarından çok kendi hatalarımızı kabul edip, kendini affetmek.. Çok zor.. Claire kendini affedemiyor.  Yakın arkadaşının söylediği söz aklına geliyor.

Herkes kendi hayat yolunda acılar çekip iyileşir. Kendine zaman tanı…

Araştırmalar devam ediyor.. gitgide daha fazla şey buluyor. Hikayeyle birlikte canlanan hayatında Claire arkadaşının yanına gidiyor. Aynı dönemde hamile kalan arkadaşı istersen ikizlerimi görmek zorunda değilsin. Sana acı vericekse… Claire görmezsem daha çok acı cekerim demesi üzerine arkadaşının verdiği cevap kimsenin tarif edemediği arkadaşlık tanımıydı..

Herkes arkadaşın iyi gününde olmadı kötü günde yanında olması gerektiğini belki doğrudur. Hatta doğru. Aşağıdaki tanım daha doğru gibi…

“Bee yengem her zaman der ki, çoğu insanının sandığının aksine gerçek arkadaş, sen zor zaman geçirirken yanında olan değildir,” diyerek başını iki yana salladı.” Bunu herkes yapar. yengeme göre gerçek arkadaş, kendisi mutlu değilken senin mutlu olmana sevinen hatta mutluluğunu kutlayan kişidir.”

Kader ağlarını ördü ve araştırmasını tamamladı. Üzerini değiştirirken bir dönem bir daha giyemeceğini düşündüğü spor ayakkabılarını gördü. Bir cesaret ayakkabıları ayağına geçirdi. Önce yapamacağını düşündü. Sonra…

Bir adım, sonra bir adım daha…

Başarmıştı. Kendini affedebilmeyi başarmıştı. O çok sevdiği eşi de geri gelip gelemeyeceğini soruyordu…Böğürtlen kışında Daniel’i ararken kendini buldu, ailesini buldu, Daniel’i buldu… Sonunda.. Mutlu son…

İlk defa bir kitapı bloğumda yazdım. Buraya kadar okuduysanız güzel yazmışım demektir. Kitabın genel hikayesini hem arkadasıma anlatıyormuş gibi hem kendi kendime düşünüyormuşum gibi yazdım 🙂 Hangi kafa diye sorarsanız bilmiyorum 🙂 Bence güzel oldu.. Hikayenin içine girmek için, daniel’in kim olduğunu bulmak için kitabı okumanız gerekli… Roman diye geçmeyin. Aşk romanı işte demeyin.. Her kitapta anlatılmak istenen şeyler vardır. Alan istediğini hayatına alır..

Kitaptan kalan en güzel şeyler yukarıda 🙂

Ve kitap kapağında olan soru…

Kalbinizin derinliklerine işleyen acıyı, tek kelimeyle nasıl dile getirirsiniz?

Düşünün belki bulursunuz belki bulamazsınız ama bu soru kabullenmeye yöneliktir. Cevabı bulursanız acınızı kabul edersiniz… Zamanla.. adım adım tekrar koşarsınız..

Sağlıcakla kalın..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir